www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws




www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Scroll images by bigoo.ws

CANKUŞU

28/3/2007 - Peygamberimiz'le yaşamak nasıl olur?

Kategori: din kulturu

 

Her gün Efendimiz’le (sas) birlikte olmak istiyorsak, onun sünnetlerini ihya etmeye çalışalım. Böylece onunla manevi bir irtibat kurabiliriz.

Her insan yaratılışı gereği önce kendi nefsini sever, sonra diğer sevdiklerini sıraya alır. Ancak bu sıralamadan, biri müstesnadır. O da, Allah’ın Resulü Efendimiz aleyhissalat-ü vesselam’dır. Bizler O’nu kendi nefsimizden de önce sever, nefsimizi O’ndan sonraya bırakırız. Bu, bizim Müslümanlığımızın da bir gereğidir aynı zamanda. Ancak O’nu savunmak için de O’nun şanına gölge düşürecek vurucu, kırıcı tutum ve tavırlara asla girmez, aleyhte kullanılacak istismar malzemeleri vererek, kurulan tuzaklara düşmeyi de meşru bulmayız...

İrşat kitaplarımızda, Peygamber sevgisinden şahısların davranışlarına akseden bazı tezahürler nakledilir. Bu sevgi tezahürlerinden örnekler arz etmek istiyorum burada sizlere.

Önce maneviyat büyüklerimizden Ebul Hasan Harkani’yi dinleyelim Harkan Camii’ndeki kürsüsünde.

Az fakat öz konuşmasıyla da bilinen Bistam’ın büyük velisi Harkani:

- Ey Müslümanlar! diyor, günlük hayatınızı Peygamberimizle birlikte yaşamayı arzular mısınız?

Bütün gün boyunca O’nunla beraber olmayı ister misiniz?

Hep birlikte feryat ediyorlar:

- İstemez olur muyuz? O’nunla birlikte olmak, bizim hayatımızın hedefidir. Ama nasıl olacak O’nunla birlikte olma? Bu mümkün olmaz ki?

Büyük veli şöyle açıklıyor gün boyu Peygamberimiz’le birlikte olmayı:

- Günlük hayatınızı herhangi bir günaha bulaşmadan tamamlarsanız, şükürler olsun bugün ben Peygamberimiz’le birlikte idim gün boyu, diyebilirsiniz. Çünkü Peygamberimiz de günlük hayatını günahsız tamamlıyor, günahsız tamamlayan insanlarla birlikte olacağını da bizlere haber veriyor! Öyle ise ilk meseleniz, günlük hayatınızı günahlara bulaşmadan tamamlamak olmalı, böylece gün boyu Peygamberimiz’le birlikte olmayı günün başında niyetlenerek hedef almalısınız...

* * *

Ebul Hasan Harkani Hazretleri’nden böyle ders alanların içinde, o günün Türk hükümdarı Sultan Mahmud Gaznevi de vardı (930). O da artık günlük hayatını Peygamberimiz’le birlikte yaşamayı esas alıyor, onun ismini dahi abdestsiz ağzına almaktan utanacak kadar Peygamberimiz’i yanında hissediyordu… Bu sebeple Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği Muhammed adıyla hitap ettiği halde, bir defasında onu Muhammed adıyla değil de babasının adıyla çağırmıştı. Alışık olmadığı bu hitap şeklinden endişeye kapılan hizmetçi:

- Sultanım, dedi, bir kusur mu işledim acaba ki çok sevdiğiniz Muhammed ismimle değil de babamın adıyla çağırdınız beni?.. Sultan şöyle açıkladı durumu:

- Seni Muhammed isminle çağırdığım sıralarda hep abdestli oluyordum. Bu defa ise abdestim yoktu. O yüce ismi abdestsiz ağzıma almaya gönlüm razı olmadığından, babanın ismiyle çağırdım seni…

İşte bu da günlük hayatı Peygamberimizle birlikte yaşama niyetinin, davranışlara akseden bir başka sevgi ve saygı tezahürü...

Şimdi bir de gündüz hayalinde, gece rüyasında Peygamberimiz’le birlikte olan yoksul bir kimseyle Hekim Ali Paşa’nın Peygamber sevgisine bakalım isterseniz.

Peygamber aşığı yoksul adam, rüyasında Peygamberimiz’i görür ve sıkıntı içindeki halini arz eder. Efendimiz buyurur ki:

- Sabah erkenden kalkıp Hekim Ali Paşa’ya git, Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin. Rüyana inanmazsa, perşembe akşamları okuduğu Yasin-i Şerifi’ni geçen perşembe okumadı, onu da hatırlat, Yasin hediyesini beklediğimi de söyle.

Sabah namazdan sonra Hekim Ali Paşa’nın kapısını çalan yoksul adam rüyasını aynen anlatır:

- Paşam, der, bu gece rüyamda Efendimiz’i gördüm, ‘Ali Paşa’ya Ben’den selam söyle, sana yüz altın versin.’ dedi. ‘İnanmazsa, her perşembe okuduğu Yasin’i de geçen perşembe okumadı, onu da beklediğimi hatırlat.’ dedi.

Ali Paşa heyecanlanır. “Bir daha anlatır mısın?” der.

Adam: “Efendimiz’in selamı var...” diyerek bir daha anlatır. Ama paşanın eli cebine bir türlü gitmez de, “bir daha anlatır mısın?” diye tekrar eder. Efendimiz’in selamı var, diyerek bir daha anlatır yoksul adam.

Paşa bir daha, bir daha diye tekrarlayınca:

- Paşam der, vermeyeceksen verme, neden bir daha anlatır mısın? diye tekrarlatıp duruyorsun?..

- Evladım, der Paşa. Tekrarladığın her selam benim için o kadar kıymetli ki her bir selama 100 altın paha biçiyorum. O’nun selamının her birine 100 altın feda olsun. Yedi defa selamı var dedin, yedi yüz altın kazandın, var gönül hoşluğuyla harca yedi yüz altını.. diyerek altınları Peygamber’i rüyasında görecek kadar peygamber aşığı yoksulun avucu içine bir bir sayar, bundan sonra da ekler:

- Bir daha görüşecek olursan, yeni selamlarını ve emirlerini beklediğimi de söyle. Ne emrederse başım gözüm üstüne yerine getirmeye hazır bekliyorum burada...

* * *

Evet, biz Müslümanlar Peygamberimiz’i kendi nefsimizden de fazla severiz. O sevgi her birimizin davranışlarına işte böyle farklı güzelliklerle akseder. Ama O’nun şanına layık olmayan vurucu, kırıcı tepkilere girmez, sevgiyi değil düşmanlığı artıran korkutucu görüntülere yönelmeyiz. Böylece kurulan tuzaklara düşmeyecek kadar da basiret sahibi olduğumuzu ispat ederiz.

 

 

3 Bu Yazı Hakkındaki FikirlerLütfen Bu Yazı Hakkında Fikir Beyan Edin !Bağlantı

6/3/2007 - Ağzımızdan çıkan sözlere dikkat!

Kategori: din kulturu

Bazı sözler insanı uçuruma götürür!

İnsan konuşurken kullandığı sözlere dikkat etmeli, imana aykırı sözlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. Allah korusun bilmeden imanımızı kaybedebiliriz.

“ALLAH GELSE, ELİMDEN ALAMAZ!”

“BURASI ALLAH’IN UNUTTUĞU YER!”

''BU ADAM ALLAH’LIĞIN BİRİ!”

“ALLAH BABA KIZAR!”

“KADER UTANSIN.. KAHPE KADER!”

“SENİNLE CENNET’E BİLE GİRMEM!”

“ÖKÜZ ALEYHİSSELAM!”

İmanı tehlikeye atan diğer sözler:

1. “Seni Allah’tan çok seviyorum.” demek.

2. Bir adamı sevmediği zaman, “Cehennem’e girmeye imza verdim.” demek.

3. “Allah bize zulmediyor.”, “Ben Allah mallah tanımam.”, “Şu işe Allah’ın bile gücü yetmez.” gibi sözleri söylemek.

4. Hasta olan birisine, “Seni Allah unuttu.” demek.

5. Karısı veya başka birisi için, “Onun hakkından Allah bile gelemez, ben nasıl geleyim” demek.

6. “Allah bana merhamet etme hususunda cimrilik etti.” demek.

7. Herhangi bir şey için, “Allah’ın hiç işi kalmamış da bunu mu yapıyor veya yaratıyor?” demek.

8. Peygamberimiz’in sünnetlerinden veya hadislerinden birisini alaya alır bir tarzda “Çok dinledik bunları” demek.

9. Herhangi bir işi yapan kimseye yapmaması söylendiği zaman, “Peygamber gelse de ‘Yapma!’ dese veya gökten ‘Yapma!’ diye ses duysam yine yaparım” demesi.

10. Kendisine, “Dünya için ahiretini terk etme!” denilen kimsenin cevap olarak, “Ben veresiye için peşin olanı bırakmam.” demesi.

11. Fakir bir kişinin, “Allah falan kuluna şu kadar zenginlik veriyor; bana ise az veriyor. Böyle adalet olur mu?” demesi.

12. “Namaz ve helal olan şeyler, bana iyilik getirmiyor” veya “Ne için namaz kılacağım; malım yok, mülküm yok. Çoluğum yok, çocuğum yok” yahut “Namazı rafa bıraktım” demek.

13. “Sensiz Cennet’i de istemem, orası da benim için zindandır.” demek. (Mehmet Paksu, İnsanı Uçuruma Götüren Sözler’den)

yok Bu Yazı Hakkındaki FikirlerLütfen Bu Yazı Hakkında Fikir Beyan Edin !Bağlantı

1/3/2007 - Hızır’ın sırrında saklı Musâ’nın aklı/ğı

Kategori: din kulturu

“Bir zaman, bir asker, meydan-ı harb ve imtihanda, kâr ve zarar deveranında pek müthiş bir vaziyete düşer. Şöyle ki; sağ ve sol iki tarafından dehşetli, derin iki yara ile yaralı, ve arkasında cesîm bir arslan, ona saldırmak için bekliyor gibi duruyor.

Ve gözü önünde bir darağacı dikilmiş, bütün sevdiklerini asıp mahvediyor, onu da bekliyor. Hem bu haliyle beraber uzun bir yolculuğu var.”

Seni bugünden yarına taşıyan varlık geminde hiç yara olsun istemezdin. Teninde ne bir çizik olmalıydı ne bir sancı dokunmalıydı kalbine. Sürgünsün ömrünün darlığına. Sevdaların başını sokamıyor dünyanın kuytusuna. Bir tutam hırçın kırmızısın ağarmayan karanın bahtında. Nefesine dolanmış arsız çığlıklar. Sesini eşkıyalar yağmalamış; suskunun uçurumunda her hece tutunacağın son dal. Sağır gecelerin ayazında kavrulmuş iç huzurunun nazlı tohumları. Eksilmişsin. Dünyanın ölümcül dalgalarında salınıp duran huzurun iki yanından delinmiş. Suçsuz yere irtifasından edilmiş umutların. Durduk yerde kalbin güvertesinde büyüttüğün neşveler hüznün sularına batmış. Acizsin; başına geleceklere karşı dayanağın yok. Yoksulsun; elinde tuttuklarını tutmaya mecalin yok; elinden tutanları saklayacak sığınağın yok.

“...o biçare asker sensin. O iki yara ise birisi müz’iç ve hadsiz bir acz-i beşerî, diğeri elîm, nihayetsiz bir fakr-ı insanîdir.”

Mûsa’nın[as] hayreti gırtlağında düğüm düğüm büyüyor: “Halkını boğmak için mi deldin gemiyi?”

* * *

Karşı kıyıya geçmeden tükeniyor varlığın. Nefesin ecele yazılı. Derin bir mezar kazıyor zaman hatıranın üstüne. Taşa çiziliyor her akşam hüsrânının resmi. Göz bebeğinde büyüttüğün hâreler sönmeye hazırlanıyor. Ayaklarının altından giderek çekiliyor kumlar; seni süzüyor boğumunda dar vakitler. Ölüme b/akıyor göz bebeklerin. Ol hikâyenin kahramanısın ki arttıkça yitiyorsun şafağın koynunda. Ak örtülere sarıyor seni saatler. Her gece seni sessizliğe kefenliyor. Gövden d/iri bir tabut gibi her daim toprağa, toprağa indiriliyor. Ensende nefesini tüketmeye kurulu o sıcak nefesi hiç eksiltemiyorsun. Akrep yelkovanla nöbetleştikçe bin akrep ısırığı yiyor ömrünü. Yırtıcı bir arslanın önü sıra nefes nefese koşar gibisin.

“...o arslan ise eceldir.”

Mûsa’nın[as] isyanı sarıyor nefesini: “Tertemiz bir canı katlettin ha!”

* * *

Hazların köşeye sıkışıyor. Lezzetlerin zevâlin uçurumuna düşüyor. Ayağının altında uçurumlar büyüyor. Yürüdüğün yerler kuyular açıyor kalbine. Yusufleyin gömleğin kanlanıyor; zaman bezirgânının elinde ucuza satılıyorsun. Ederini kimseler bilmiyor. Hiç sebepsiz, hiç zamansız bir ölüm gözlüyor yolunu. Seni ve sevdiklerini, seni ve sevdalarını darağacının gölgesine yanaştırıyor her an. Sen kaçtıkça, şah damarına daha sıkı sarılıyor vaktin urganı. Çırpınışın daha bir canlı kılıyor can hışırtısını. Can pareleniyor: tuğlaları düşüyor ömrünün. Keyfini çevreleyen duvarlar yıkılıyor. Hayal kulelerin yıkılıyor hüzünlerin vuruşuyla. Yıkılmak üzere olan bir duvarın önüne sürükleniyorsun. Gövdenin dem-be-dem toprağa yıkılıyor. Gözünün karanlığa akışını görüyorsun. Kemiklerinin toz olmuş haline şaşıyorsun.

“...o darağacı ise ölüm ve zeval ve firaktır ki, gece gündüzün dönmesinde her dost veda eder, kaybolur.”

Mûsa’nın[as] şaşkınlığı çarpıyor yüzüne. Yıkık duvarın onarılmasına şaşırması gibi, kurumuş kemiklerinin yeniden hayat bulmasına aklın ermiyor: “Nasıl yaparsın bunu?”

1 Bu Yazı Hakkındaki FikirlerLütfen Bu Yazı Hakkında Fikir Beyan Edin !Bağlantı

26/2/2007 - ELLERİMİZİN OLUŞUMU

Kategori: din kulturu

Anne rahmindeki embriyonun gelişimi mucizelerle doludur. Bu gelişimi an an izleme imkanımız olsaydı, aynı anda hem inşaat mühendisliği hem de inşaat işçiliği yapan hücrelerin akıllı, bilinçli ve son derece organize davranışlarını görerek hayrete düşerdik.

Vücudumuzun her parçasını tek tek inşa eden hücreler, altıncı haftadan sonra ellerimizi de inşa etmeye başlarlar. El ilk olarak oluştuğunda parmaklar yoktur, tek parçadan ibaret bir yelpaze gibidir. Ancak, bu aşamada mucizevi bir olay gerçekleşir ve eli oluşturan hücrelerden bazıları teker teker intihar etmeye başlar. Diğer hücreler ölü hücreleri yerler ve bu bölgelerde boşluklar oluşur. Bu boşluklar parmaklar arası boşluklardır. Böylece parmaklar şekillenir.

Dikkat edin. Parmakları oluşturacak hücreler hiçbir zaman intihar etmezler. İntihar edenler parmak arası için yer açması gereken hücrelerdir. Ve bu kararı aynı anda ve tam zamanında alırlar. Şuur, akıl ve bilgiden yoksun bu varlıklara intihar emrini veren, parmakları kusursuz bir tasarımla, insan için en uygun şekilde inşa eden kimdir? Elbette, her varlığı kusursuzca var eden, yerin, göğün ve ikisinin arasındakilerin Yaratıcısı olan Rabbimiz'dir.

 

alıntıdır....

yok Bu Yazı Hakkındaki FikirlerLütfen Bu Yazı Hakkında Fikir Beyan Edin !Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Paylaşılacak güzellikler adına herşey



Cool Slideshows

aysberg
Image cankuşum edebiyat

BANNERİ SİTENİZE EKLEME KODU

vatanseverpatriot gerçek yaşamdan vakanuvis şiir pınarı

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
EŞİM
NİLGÜN

Kategoriler

Arkadaşlarım

aysberg
elki
motorbolumu
gazikemal
mansur
rkaraaslan
< Çocuk > ..
subat75
sufiderwish
mevlana1
karakurum
ibrahimyalcin1982
sibelizgi
ibokaracoban
okarakurum
ekke
ozger
temizer
huseyinizgi1984
vatan sever
vakanuvis
mümin aslan
orhannahro
cografyasam
counter
counter

myspace


Profile Cursors
Hit Counter
Sony Digital Camera